İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart’ta evinden gözaltına alınmasının ardından Türkiye genelinde büyük tepkiler ortaya çıktı. Bu kapsamda Bolu’da düzenlenen protesto yürüyüşü, dikkatleri üzerine çekti. Yüzlerce kişi, sokaklarda haklarını haykırmak üzere toplandı.
Bolu Cumhuriyet Halk Partisi’nin çağrısıyla Kent Meydanı’nda bir araya gelen kalabalık, SES Bolu Şube Başkanı Özkan Üstün’ün yaptığı konuşmalarla eyleme başladı. Yürüyüş, dövizler ile sloganların atılmasıyla sürdü.
Gösteriye çeşitli sivil toplum kuruluşları, dernekler, siyasi partiler, üniversite öğrencileri ve vatandaşlar da destek verdi. Protestocular, Belediye Meydanı’na ulaştıktan sonra buradaki oturma eylemiyle tepkilerini dile getirdi.
Yürüyüş öncesi bir konuşma yapan SES Bolu Şube Başkanı Özkan Üstün, şu ifadeleri kullandı:
“Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Bolu Şubesi olarak, halk iradesine sahip çıkmak için meydanlarda olan herkesi saygıyla selamlıyoruz. Tüm Türkiye’de olduğu gibi Bolu’da da öğrenciler, gençler, sendikalar, emekçiler ve emekliler bir araya geldik. Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali ve tutuklanması, sadece tek bir kişiyi hedef alan bir saldırı değildir. Bu, halkın demokratik iradesini yok sayma çabasıdır. Baskıcı ve totaliter bir yönetim anlayışından kurtulmanın tek yolu, hep birlikte mücadele etmektir.”
Tüm Türkiye genelinde, gösteri ve yürüyüş hakkını kullanmak isteyen başta üniversite öğrencileri ve sendikacılar olmak üzere birçok kesimin önüne barikatlar kuruldu. Biber gazı ve tazyikli su gibi orantısız güçler kullanılıyor. Demokratik talepleri olan öğrencilerin kampüsleri ablukaya alınırken, gözaltı ve tutuklama uygulamalarıyla da sindirme politikaları devreye sokuluyor. Ancak tüm bu baskılara rağmen topluluk bir araya gelerek seslerini yükseltmeye devam ediyor.
Toplumda hakim olan baskı ve zorbalık, yıllardır kayyum politikalarını da beraberinde getiriyor. Halkın iradesini gasp eden bu yönetim, yoksulluk, adaletsizlik ve hukuksuzluk karşısında toplumsal dayanışmanın önemini bir kez daha vurguluyor.
23 yıl boyunca tek bir kişinin yönetimdeki etkisinin sürekli arttığı bir otoriter sistem inşa ediliyor. Sadece muhalefetin değil, toplumun tüm kesimlerinin hakkını araması, bu baskılara inat edilemeyi gerektiriyor. Bu nedenle, düzenin çürümüş yapısına karşı direniş etmek herkes için bir zorunluluk halini almıştır.
AKP iktidarı, her gün yeni hukuksuzluklarla toplumun karşısına çıkıyor. Seçilmiş belediye başkanları yerine kayyum atanması, muhaliflerin hedef gösterilmesi, yargının tarafsızlığını yitirmesi ve özgürlüklerin kısıtlanması gibi birçok sorunla karşı karşıyayız. Tüm bu durumlar karşısında mücadelenin önemi her geçen gün artıyor.
Otoriter rejimlerin tarihteki sonu bellidir. Eşitlik, özgürlük ve demokrasi talepleriyle birleşen toplum kesimlerinin dayanışması, böylesi bir düzene son verme noktasında hayati bir öneme